4 Aralık 2008 Perşembe

Mavi-beyaz bir düş Santorini











Santorini Ege'nin koynuna dizilmiş 12 Yunan adasından biri. Öyle mavi ve öyle beyaz ki, insanın gözü kamaşıp, büyüleniyor. Üzüm bağları, siyah kumla kaplı sahilleri, leziz yemekleri ve günbatımıyla Santorini ziyaretçilerini özenle ağırlıyor...
Bazı yerler vardır, zamanın durduğunu hissettirir... Ege'nin koynuna dizilmiş 12 Yunan adasından biri olan Santorini tam da böyle bir yer. Mavinin tüm tonlarını manzarasında barındırırken izleyene de eşi bulunmaz bir dinginlik veriyor. Denizin ve göğün mavisi, adanın mavi-beyaz evleriyle bütünleşiyor. Güneşin doğuşu ve yükselişi sırasında gözalıcı mavilik, günün bitişiyle laciverde dönerek yavaşça yitip gidiyor. Bu mavilikten gözünüzü alabildiğinizde ise bu kez tepelere kurulmuş köyleri, mavi-beyaz evleri, plajları, üzüm bağları, siyah kumu ve de günbatımı öne çıkıyor.


Santorini, tarih boyunca pek çok medeniyete evsahipliği yapmış. Adanın ismi de bu uygarlıklarla birlikte değişimlere uğramış. MÖ 13. yüzyılda yerleşen Dorlar buraya Thira adını vermiş. Santorini ise Venediklilerin fethiyle adanın adı olmuş. Venedikliler Aziz İren'e atıfta bulunmak istemişler... Minos Uygarlığı'na da evsahipliği yapan ada, 3500 yıl önce volkanın patlanmasıyla yerle bir olmuş. Uygarlığın kalıntıları 1866'daki depremle günyüzüne çıkınca pek çok arkeoloğun da dikkatini çekmiş.
Adanın siyaha çalan silueti, güneşin batışı sırasında renk oyunlarına sahne oluyor. Dünyanın en güzel günbatımlarından biri burada yaşanıyor. Bu ritüele şahit olmak isteyenler İmerovigli ve Oia (İa) köylerine akın ediyor. Kuzeydeki Oia, ilk adres. Günün sonu yaklaşırken galerilerin de yer aldığı köyün sokakları güneşin batışını izlemeye gelenlerin işgalinde. Az sonra başlayacak doğanın bu olağanüstü ayinine şahitlik yapacaklar. Dünyanın her yerinden gelen bu insanlar, güneşin kayboluşuyla birlikte köyden ayrılıyor. Dönüş yolunda şahitlik ettikleri bu manzaradan büyülenmiş pek çok insanla karşılaşmak mümkün. Yüzlerinde huzur var... Adanın en yüksek noktası İmerovigli. Bu köyde ise her günbatımı farklı renklere sahne oluyor. Güneşin yavaş yavaş inmeye başladığı dakikalarda, bir pastayı andıran yamaca kat kat kurulu beyaz evciklerin renkleri de değişiyor. Sanki hayatın gerçek anlamını sunuyor. İmerovigli'de yan yana, kat kat dizili evlerin bir kısmı da suitlerden oluşuyor. Buradaki restoran ve kafeler de güneşin batışıyla dolup taşıyor. Bir kadeh ada şarabı eşliğinde güneşi batıranlar çoğunlukta.
Santorini volkanik bir ada olduğundan kumu da siyah. Kamari, Perissa ve Perivolos adanın önemli plajları... Perissa ve Perivolos sekiz kilometrelik bir kumsala sahip. Simsiyah iri kum taneleri mavi Ege ile buluşuyor. 'Gururum' manasındaki Kamari ise merkeze yakınlığı nedeniyle daha kalabalık. Burada kum yerini çakıla bırakıyor. Plajın sağında Mesa Vouna burnu yükseliyor. Tepedeki Antik Tira'ya kıvrımlı yoldan ulaşılıyor. Plajlarda Uzakdoğulu kadın ve erkek masörler; ayak, sırt veya boyun masajını şezlonglarda yapıyorlar.
Plajlarda ayrıca Yunanistan'da yazın en çok tüketilen içeceği frappe almak çok moda. Kapaklı pet bardaklarda servis edilen buzlu kahve, güneşin altında hoş bir serinletici... Şarap-balık gibi mükellef akşam yemeklerinin dışında daha basit yemekleri tercih edenler de Yunanistan'a özel suvlaki'nin tadına varıyor.


Adanın merkezi Fira, alışverişten restorana, gece hayatından bankaya pek çok ihtiyaca yanıt veriyor. Arnavut kaldırımlı daracık sokaklarındaki hediyelik dükkanları, kafe ve restoranlarıyla en hareketli köy. Bu mağazalardan biri de ilk gençlik yıllarında İstanbul'dan Yunanistan'a göç eden Panayotis Karayanidis'e ait... Adayı simgeleyen irili ufaklı hediyeliklerin yanısıra Yunan mitolojisini simgeleyen heykel, tablo, pano ve sütunlar bulunuyor. Doğup büyüdüğü İstanbul'u özlese de buradaki hareketlilik ve adanın büyüsü bu özlemini yumuşatıyor Karayanidis'in. Müşterilerini çoğu zaman Barış Manço, Edip Akbayram ve Orhan Gencebay'ın klasikleriyle karşılıyor.
Fira'nın 12 km. güneyindeki Athinios'dan komşu adalara tur tekneleri kalkıyor. Yanık adalar olarak da adlandırılan Palaia Kameni ve Nea Kameni'ye gidiliyor. Nea Kameni'nin volkan konisi ve kraterine de yürünüyor. Ardından 'kırmızı kum' anlamındaki Kokkini Ammos'a geçiliyor. Cilde yararlı kırmızı çamura bulandıktan sonra volkanın sıcağından kurtulmak için serin sularda yüzülüyor. Tur başka bir koyda yenen yemekle sona eriyor.


Adadan ayrılma günü geldiğinde hüzün herkese ağır basıyor. Kimi aşkını bulmuş, kimi yenilerine yelken açmış, kimi bir kez daha adaya bakarak yeniden biraraya gelmenin düşünü kuruyor... Santorini mavi-beyaz bir düş...