20 Nisan 2009 Pazartesi

Baştan çıkarıcı bir ikili: Şarap & Moda







Biri örtünmenin ve statünün sembolü, diğeri keyfin ve bir kültürün tadı… Şarap ve moda, her ikisi de sahip oldukları ortak noktalarla birbirini gözalıcı bir şekilde tamamlayabilir. Estetik olarak bakıldığında esin kaynağını güzellikte bulan şarap ve moda, belki de tarih boyu insanların en çok özeni ve inceliği gösterdiği iki kavram.
Güzel bir bordoyu anlatırken şarap rengi dememiz sıradan bir benzetme olmasa gerek. Gösterişli bir gecenin en vazgeçilmez eşlikçisinin şarap olması da sadece bir tesadüf olamaz. Şarap ve modayı bir araya getiren etkinlikler özellikle her ikisinin de önemli bir endüstrisinin bulunduğu ülkelerde sıkça düzenleniyor. Şarap rengini yeni koleksiyonlarında kullanan moda ikonları, çizgilerinde şarabı da anlatıyor.

KADINLAR İÇİN ŞARAP

Şarap ve modayı bir araya getiren bir isim de şarap yazarı Leslie Sbrocco… Ödüllü kitabı Wine for Women'da moda ile şarabı anlatıyor. Kitap, şarabı satın almanın, yemeklerle eşleştirmenin tüyolarını verirken kadınların vazgeçemedikleri modadan da alıntılar yapıyor. "Bir kadeh Washington Syrah ile koyu kırmızı eşarbın karşılaştırılması sıradan gelmeyebilir. Fakat bu, şarap severlere şarabı anlatmanın farklı bir yoludur" diyen Sbrocco, kadınların kendi yaşamlarını ilgilendiren şeyleri öğrenme ihtiyacı duyduklarını anlatıyor. Kadınların modaya olan ilgisinin şarapta da kendisini gösterdiğini, çünkü şarabı tanımlarken modayı kullandıklarının altını çizen yazar, kadınlara temel şarap çeşitleri ve stilleri hakkında bilgiler veriyor. Mesela, Wine Market Council tarafından yapılan son araştırmaya göre ABD'de satılan şarapların yüzde 60'ından fazlasını kadınların tükettiğini öğreniyoruz. Yazar şarabı anlatırken kadınların gardıroptaki en önemli eşyalarını fon olarak kullanıyor. Kadınların tipik olarak şarabın ne kadar beğenildiği veya popülaritesiyle değil tadı ve stiliyle ilgilendiğini anlatan Sbrocco, "Kadınlar, genel olarak yemek fikirleri ve güzel şarap bulmanın ipuçları konusunda ilgilidirler" diyor.
Üzümün yetiştiği yer ve çeşidi kadına şarap koridorunda yolunu bulmasına yardımcı olur ve tahmini şeyleri ortadan kaldırır. Örnek olarak gerçek Washington üzümünden yapılan şarapların Merlot ve Syrah gibi kendilerini fark ettirdiklerini açıklıyor; "Çünkü bu şaraplar zarif bir kıvrımla evlidirler. Ama esas mesele sizin neden hoşlandığınız veya hoşlanmadığınızı bulmaktır."
Gardırop benzetmesine sıra geldiğinde Sbrocco, Gewurztraminer veya Riesling'in meyve karakterini bir bahar elbisesinin içinde gençleştirici ve tazeleyici bir hisle süzülmeye, Chardonnay'yi ise birçok kadının dolabındaki her zaman popüler, şık ve kullanışlı giysilere benzetiyor. Pinot Grigio rahat bir kot, Cabarnet Sauvignon’u da klasik bir gece elbisesiyle buluşturuyor. Kaşmiri ise Washington Merlot'la tanımlıyor. Bu noktada Sbrocco, "Kadife kayganlığındaki W. Merlot'un yumuşaklığı uzun süren hisli bir okşayış gibidir. Merlot, yumuşak ve stil sahibi, kendinizi daima ona bırakabilirsiniz" diyor.
Elbise ve mücevher gibi şarap ve yemek de birbirinin tamamlayıcısıdır. "Şarapla yemek birlikte dans etmelidir, güreşmemelidir" diyen Leslie Sbrocco, insanlar hangi yemekle hangi şarabın içilmesi gerektiği konusunda tartışsalar da ortada hiçbir zaman yanlış bir cevap olmadığının altını çiziyor. Sbrocco, "Yemeğin ağırlık derecesiyle şarabın yumuşaklık derecesini eşleştirmeye çalışın. Örneğin hafif bir yemekle daha narin bir şarabı tercih edin" diyor. Bu noktada modayı konuya dahil eden yazar, bakın ikiliyi nasıl bir araya getiriyor; "Deri pantolonla şık bir bluz ve keten bol pantolonla pamuklu bir t-shirt… Ağır bir akşam yemeğiyle güçlü bir şarap servis edilmelidir. Kırmızı etle Cabarnet Sauvignon gibi…"
Uzun yıllar Washington şarabı fanı olan yazara göre, meyvenin hayat dolu ekşiliği Washington şaraplarını akşam yemeklerinin mükemmel ve zarif eşi yapıyor.



Cemil İpekçi: Şarap, kokoş ve asi bir kadın

Ünlü modacı Cemil İpekçi, sıkı bir şarap içicisi olmasa da, çizgilerinde ondan bir hayli ilham alıyor. Şarabi kırmızının en sevdiği renklerden biri olduğunu söyleyen İpekçi, şarabı kokoş ama asi bir kadına benzetiyor.

Cemil İpekçi için şarap ne anlamlar taşıyor?
Aslında ben şarap içicisi değilim. Tam Osmanlı, rakı içicisiyim. Ama şarabı, keyif veren bir içki olmasının yanında aynı zamanda önemli bir ilaç olarak görüyorum. Çünkü yüzyıllardır şarap, keyiften çok faydası için kullanılan bir içecek oldu. Hatta memleketimizde içilmiyor ama Avrupa'da çocuklara doğduğundan itibaren sulandırarak günde iki defa içirilir. Günde iki kadeh şarabın kalp ve damar hastalıklarına iyi geldiği kanıtlanmıştır. Şaraptaki bazı maddeler antioksidan ve mikroplara karşı bir silah görevindedir. Bir de şarap sevenler vardır onlar için de keyif veren bir içkidir. Hem yemekle hem de yalnız başına içiliyor. Ben Cemil İpekçi olarak taze şarap severim. Yılları geçmiş şarap sevmem. Yıllanmış içeceksem de fıçılarda dinlenmiş olmalı. Çünkü fıçıda dinlenmemiş, dayandırılması için içine sülfür konulmuş şarap baş ağrısı yapıyor. Fransa'nın her sezon taze çıkan bir şarabı vardır, Bojeaox Le Nouveaux. Taze olduğu için çok severim. Kükürt çok az konulabilir hatta eskiden hiç konmuyormuş. Fıçılarda yüzyıllardır bekletilmiş şaraplar var.

Anadolu'da doğan bir içecek aslında…
Evet, bu topraklara ait özel bir içecek. Mezopotamya, Asur veya Sümer hangisini düşünürseniz düşünün şarap inanışların içeceğidir. Evet, İslam'da günahtır ama öldüğümüzde cennette Kevser şarabı verileceği inanılır. Mesela Hıdrellez olarak kutladığımız, aslında on binlerce yıllık bir Anadolu bayramıdır. Çünkü Dyanisos bayramıdır… Hıdrellez'in kendine has bir de yemeği vardır. Asma yaprağında ilk dolma o tarihte yapılır. İçine konan pirinç bereketi işaret eder. İlk çıkan otlar yenir. İnsanın bu besinlerle sağlığına kavuştuğu da anlatılır… Onun için şarabın bu topraklara ait olduğu kesin. Ama üzüldüğüm, pek çok şeyin buraya ait değilmiş gibi şarap da başka ülkelere mal ediliyor olması. Oysa yıllarca Roma'ya Fransa'ya buradan şaraplar ve fideler gitmiştir.

Peki, şarabı kişiselleştirsek sizce kaçıncı yüzyılda yaşar ve nasıl bir stile sahip olurdu?
Şarap mutlaka 16. veya 17. yüzyılda Fransa'nın tüm şıklığında, o billur Çekoslovak kristal kadehlerde yaşardı. Vazgeçilmez bir şekilde Roma'da da yaşardı. Toprak çanaklar veya altınlar içinde… Reenkarnasyon geçirseydi önce Kayralı olur, sonra Romalı sonra da Fransız…
Kadın olsaydı, biraz hercai, biraz kokoş, biraz fettan ama baş kaldıran ve erkeğe boyun eğmeyen bir kadın olurdu. Erkek olsaydı hafif serseri ama mahallenin kibar serserileri vardır, kavgayı eder sonra ceketini düzeltiverir… Kadına çok meraklı ama kadını sadece cinsel bir obje olarak görmeyen, kadını görünümü için seven, kadın olduğu için seven bir erkek olabilirdi.

Aşkta ve ayrılıkta şarap

Kırmızının bir tonunu anlatmaya çalışırken şarap rengi deriz… Siz de kırmızıyı koleksiyonlarınızda sıklıkla kullanıyorsunuz…
Evet, şaraba olan bir ilgim de renginden dolayıdır. Çünkü bu rengi tutturmak mümkün değil. Neyle boyarsanız boyayın, şarabın o kırmızımsı bordomsu görülmemiş rengini elde etmek mümkün değildir. Mesela yakut rengi deriz ama yakut bile şarap rengi kadar güzel değildir.

Az da olsa nasıl bir ortamda şarap içersiniz?
Şarabı içememe nedenim baş ağrımdan dolayı ama şampanyayı çok severim. Beyaz şarap kesinlikle içemiyorum. Kırmızı şarabı kristal kadehinde içmek çok hoşuma gider. Şarap içerken aşk olmalı. Ya karşınızda aşık olduğunuz kişi olmalı ya yeni aşık olduğunuzda yalnız başınızdayken elinizde olmalı ya da ayrıldığınızda olmalı. Üçünde de pek keyiflidir. Birinde ağlarsınız, birinde heyecan yaşarsınız, beraberliğinizde de sahtekâr olursunuz… Her rolde şarabı bir yere koyabilirsiniz…

Şarap ve moda birbiriyle nasıl bir partner olurdu?
Rengiyle olabilirdi. Bir de insanları moda kadar baştan çıkartıcı olduğu için müşterek bir tarafı da var. Moda nasıl kadınları mahveden, serseme çeviren bir olguysa şarap da kadına aynı duygular veriyor. Müşterek çok yanları var. Şarabın rengi modada zaten kullanılıyordu. Mesela şarabi kadife çok severim. Dünyada şarabi kadife kadar sevdiğim bir renk yoktur. Başka türlü bir sıcaklığı vardır… Beyaz tene, esmere ve sarışına çok yakışır. Kadın olsaydım, şarap renginin dışında ruj ve oje kullanmazdım. Şarap rengi ruj, hakikaten kadının dudağında şarabın tadı gibidir.

Hiç yorum yok: