7 Haziran 2011 Salı




(Bu yazıyı 2005'in Şubat ayında Akşam Gazetesi için yazmıştım...)

Beyoğlu'nu özgün bir semt yapan, hat üzerinde dizili binalar. Caddenin başından sonuna doğru yürüdüğünüzde o apartmanlara biraz daha alıcı gözüyle bakın. Üzerlerindeki kabartmalar, motifler ve kimi zaman heykelleri gördüğünüzde bir kez daha hayran kalacaksınız. İşte Mısır Apartmanı da böyle bir eser. Galatasaray Üniversitesi'nden Tünel'e doğru yürüdüğünüzde solunuzda kalan 303/305 kapı numaralı apartman, belki de Beyoğlu'nda bulunan en heybetli bina.


Burası 1900'lerin başında Mısırlı Abbas Halim Paşa tarafından kışlık ev olarak Ermeni mimar Hovsep Aznavuryan'a yaptırılmış. Art Nouveau stilindeki bina, Birinci Ulusal Mimarlık döneminin izlerini taşıyor. Altı kata göre tasarlanmış ama bugün terasında dışarıdan görünmeyen iki katı daha var.

Mısır Apartmanı tarih içinde ünlü isimlerin de konutu olmuş. Mısır Hıdivi Abbas Halim Paşa'nın kızı Prenses Emine Abbas Halim ve yeğeni Said Halim Paşa'nın oğlu Pres Halim, Mehmet Akif Ersoy'u Mısır’dan 1936'da İstanbul'a döndükten sonra dairelerin birine yerleştirirler. Ersoy, ölümüne kadar burada yaşar. Halim Paşa'nın vefatından sonra varisleri tarafından apartmana dönüştürülüp, iş yerlerine kiralanan apartman, uzun yıllar ünlü mefruşat mağazası Lazzaro Franco'ya da ev sahipliği yapmış. 1940'larda Halim Paşa'nın kızları tarafından apartman Hayri İpar'a satılıyor. Ama apartmanla asıl ilgilenen Hayri Bey'in oğlu Ali İpar. Türk Sineması'nda Hollywood'la tanışan ilk isimlerden biri olan Ali İpar, Yeşilçam'ın ilk renkli filmi Salgın'ı çekti. Şu anda Rio'da yaşayan İpar, 27 Mayıs 1960'tan sonra Yassıada'ya gönderilenler arasında. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk ve Hayreddin Erkmen'le İpar Transport şirketinin sahibi Ali İpar, döviz yasasını ihlal etmekten yargılanarak mahkum olmuştu. Bu nedenle Türkiye'ye küsüp, uzun süre yaşadığı Mısır Apartmanı’nı gelişigüzel satarak ülkeyi terk ediyor.

Bu yıllardan 1950'lerin sonuna kadar apartmanda iki dişçi muayenehanesi bir de terzi yer alıyordu. Apartmanın en üst katında babamın dedesi olan Onnik Kumruyan'ın alt katta ise Eski Galatasaray Kulübü Başkanı Faruk Süren'in babası Arşak Sürenyan'ın dişçi muayenehanesi bulunuyordu. Büyük dedem Kumruyan, önceleri Sürenyan'la beraber çalışıyordu. Daha sonra da üst kata taşındı. Öğlen yemeklerini Çiçek Pasajı'ndaki Seviç Birahanesi'nde yiyen Kumruyan, akşam muayenehanesinden çıkıp Markiz'de kahvesini içermiş. Apartmanın bir diğer ismi ise Selçuk Kaskan'dı. Kaskan, tüccar terziydi. Yani hem kumaş satıyor hem de terzilik yapıyordu. Aynı zamanda da İstanbul Radyosu'na skeç yazıyordu. O yıllarda binanın temizliğine de önem veriliyordu. Günde üç kez mermer zemin arapsabunlu sularla yıkanıyormuş. Hatta iki de yardımcısı olan apartman kapıcısı bu konuda öyle titizmiş ki, yerde gördüğü en ufak pislik yardımcılarını dövmesine neden oluyormuş. Apartman, 1970'lerde uzunca bir dönem banka ve sendikaların konuşlandığı bir yer haline geldi.

Restorasyon yapılmalı

Beyoğlu'ndaki bu binalar aslında birer konak. Büyük aileler, Cumhuriyet’ten önceki dönemde bu tür binaları konut olarak kullanıyordu. En alt veya en üst katlar da iş yeri olarak ayırtılmış. Mesela Abdülhamit'in terzisi Botter Han'da hem ikamet ediyor hem de atölyesi bulunuyormuş. Gayrimüslim halkın göçünden sonra pek çok bina boş kaldı. Bunların günümüzde onarılmaları güçlükle yapılıyor. Bu binalar ikinci derece tarihi eser. Devrin silme, kemer ve kabartmaların bir araya geldiği bir bina. Eklektik bir tarza sahip… Ayrıca Beyoğlu'nda 1878'de çıkan büyük yangından sonra pek çok bina hasar görüyor. Günümüzdeki çoğu bina 1870'lerden sonra yapıldı. Bu apartmanların gelecekte de var olabilmesi için tadilatların yapılması gerektiyor. Tabela kirliliği ise esere ve geçmişe bir yapılan bir saygısızlık olarak düşünüyorum.

Hiç yorum yok: