16 Ağustos 2012 Perşembe

Bu ballar Jaeger-LeCoultre marka



1833 yılından beri İsviçre’deki Vallee de Joux’da faaliyet gösteren Jaeger-LeCoultre, seçkin saatler yaratıyor. Bugüne dek sektöründe bir çok dünya ilkine imza atan marka şimdilerde üretim tesislerini ziyaret edenlere otantik ve orijinal bir hediye takdim ediyor. Tüm ziyaretçiler eşsiz saat işçiliğini keşfetmenin yanı sıra, burada üretilen Honey from the Manufacture Jaeger-LeCoultre isimli özel balı da tadabilecekler. Grande Maison, biyolojik çeşitliliği koruyarak, en iyi kalitede bal üretimi yapma kararını takiben, o bölgede bu konuda uzman olan Franck Cozet ile iletişime geçerek, tesise on adet arı kovanı kurup kovanların bakımını da üstlenmesini rica etti. Bu girişimin amacı, Grande Maison’daki 1200 Jaeger-LeCoultre çalışanına ve dünyanın dört bir yanından gelen marka ziyaretçilerine, “çevreyi önemseme” bilincini bir kere daha vurgulamaktı.


Making Time More Beautiful - Zamanı Güzelleştirmek
179 yıllık köklü firma, ilk günden bu yana çalışmalarının çevreye olan etkisi konusunda da duyarlı. Farklı kişilerle yapılan ortaklıklarla, yerel ve uluslararası pek çok aktviteye dahil oluyor. Making Time More Beautiful (Zamanı Güzelleştirmek) projesi, üretim tesislerinin kurucusu Antoine LeCoultre’nin üretim tesislerinin büyüyebilmesi için altyapı ve çevresel faktörlere de önem vermesiyle ortaya çıkmış. 2009 yılında, üretim tesislerinin büyümesiyle, bu proje yeni bir boyut kazanmış. Tesislerde artık kağıtların geri dönüşümü sağlanıyor. Bunun yanı sıra, tesiste çalışanlar için otobüsle gerçekleştirilen taşıma sistemi hayata geçirildi. Bu projeyle marka 2008’de State of Vaud Prix de la Mobilité’ye (Taşıma Ödülü) layık görüldü. Uluslararası platfromda, Jaeger-LeCoultre UNESCO üyesi bir kurum. Dünya Miraslarını Koruma programı kapsamında Tides of Time (Zamanın Dalgaları) projesini oluşturarak yok olma tehlikesindeki denizlerin korunmasına katkıda bulunuyor.

12 Ağustos 2012 Pazar

Kağıttan eserlerin durağı, Kağıthane


Kimimizde çocuk yaşlarda başlar kağıt sevgisi. Renkli oluşları, kalınlıkları yada üzerindeki dokusuyla çeker ilgiyi. Bazılarımız jilet gibi saklar bazılarımız üzerine bir şiir karalar… Teknolojinin nimetlerinden yararlanırken kağıdın varlığını unuttuk. Pek çoğumuz notlarımızı elimizdeki elektronik ekranlara alır olduk. Ancak kağıtla haşır neşirliliğini yitirmeyenler not defterlerini de yanlarından ayırmıyor. İşte bu kağıtsever bir topluluğa hitap eden Kağıthane, kağıtlara farklı anlamlar yüklüyor. Böylece bu gruba yeni meraklılar da dahil ediyor.
Ihlamur yolundan yukarı doğru çıkarken hemen sağ taraftaki Kağıthane’yi göreceksiniz. Aslında markaya aşina olmanız mümkün. Çünkü ilk olarak Ocak 2011’de Karaköy-Fransız Geçidi’nde açıldı. Ardından Galata’da ve son olarak da Nişantaşı’nda birer mağazası bulunan Kağıthane’de İstanbul teması, ürünlere neşeli ve farklı bir biçimde yansıtılıyor. İstanbul’un kedileri, bitkileri, yemekleri, tipleri, sokak tabelaları ve gemileri... Nişantaşı’ndaki dükkanda kağıtların yanı sıra ilginç kitaplar da bulmak mümkün.
Kağıthane’nin yaratıcısı Emine B. Tusavul, uzun yıllar reklam sektöründe çalışmış. Kriz sırasında işlerin hafiflemesiyle kendisini kağıtlara farklı anlamlar yüklerken bulmuş. Ancak mağazasını açması biraz zaman almış. Derken ablası işletmeci Lal Dedeoğlu’nun Karaköy’de açtığı Bej Cafe’nin bir bölümünde Kağıthane açılmış.

TAMAMEN YERLİ ÜRETİM
 “Kağıt, tasarlanarak ne hallere dönüşebilir? Bu tasarımlara bağlantılı diğer tasarımlar ne tür malzemelerde hayat bulabilir? Grafik tasarım bunların hepsinin nasıl ortak noktası olur? İstanbul bu tasarımlarda nasıl yansır? Herkes kendinden bir parçayı bu tasarımlarda nasıl görür?” İşte bu sorularla işe başladıklarını anlatan Emine B. Tusavul, “Üç yıldır yoldayız. Düşüncelerimizi, taslaklarımızı biriktirdik. 2011 başında iki ay gibi kısa bir sürede hepsini hayata geçirdik. Tasarımların hepsi Türk malı” diye anlatıyor. Kağıthane’de, Emine B. Tusavul kendi tasarım kadrosuyla ürünlerin büyük çoğunluğunu tasarlıyor ve aynı zamanda genç tasarımcılarla da Kağıthane Houseofpaper’a özel ürünler üzerinde çalışıyor.

HER GELDİĞİNİZ KAĞITLAR DEĞİŞİYOR
Kağıt, takı, mekan aksesuarı ve tekstile yansıtılmış tasarımların ortak bir özelliğinin olduğuna dikkat çeken Tusavul, “Aslında bu ürünlerin hiç birine çok ihtiyacınız olmayabilir ama onları gördüğünüzde hepsini birden almak isteyeceksiniz. Çünkü bu ürünler sizleri gülümsetmek, güzel anıları hatırlatmak ve İstanbul’un güzelliklerine değinmek üzere tasarlandı. Sonra da bir daha bir daha bu dükkana gelmek isteyeceksiniz. Her geldiğinizde de yeni bir tasarım sizi bekliyor olacak. Bu günlerde İstanbul’da Ramazan günlerini yaşayanları hoş tutacak vitrinleriyle öne çıkıyor ürünler. Hemen arkasından neler gelecek bakalım...” diyor.