30 Eylül 2013 Pazartesi

Anish Kapoor'un mermer heykelleri

Şehre sonbaharın gelmesiyle gezilecek sergi, katılacak galeri açılışları ve merakla gidilecek bienallerin tarihlerini ajandamıza not etmeye başladık. Ben de yazdan sonra şehre adapte olmak için ‘ziyaret edilecekler’ listeme, sanatsever arkadaşım Vildan’ı da organize ederek SakıpSabanı Müzesi’ndeki Anish Kapoor sergisini dahil ettim. Sanatçının bir eserini, ilk kez iki yıl önce Portakal Sanat Evi’ndeki sergide görmüştüm. Ancak bir farkla, eser büyük bir heykel değil altın bir yüzüktü.


Şimdi ise Bombay doğumlu Kapoor’un dev mermer yapıtlarını yakından görecektik. En çok şekilleri ve büyüklüklerini merak ediyordum. Ve ilk olarak köşkün bahçesinde bizi Gök Ayna karşıladı. Yüksekte duran kocaman aynada kendinizi küçücük görüyorsunuz...

















Ardından sergi katına indik. Şimdi artık devasa mermer kütlelerin arasında dolanıyorduk. Taşa oyularak yüklenen anlamlar, sergi gezerin kendince yorumlarıyla boyut kazanıyordu. İsimsiz heykellerin yanı sıra Kaçınılmazlık, Benim Bedenim Senin Bedenin, Sarı, Çift, Gök Ayna gibi isimli heykeller de vardı.

Pürüzsüz yüzeylere dokunma isteğimi bastırmam zor oldu zira çaktırmadan tam elimi uzatmayı düşünürken ‘Dokunmayınız’ buyuran minik bir tabela bana el sallıyordu.


Benim bedenim senin bedenin heykelini çok sevdim. Ortasındaki nehir taşları, bedenden öte ruhlardaki zenginliği anlatıyordu adeta...


Bir de gece mavisi kara bir delik vardı. Sağa ve sola doğru gittiğinizde deliğin sizi takip ettiği hissine kapılıyorsunuz. Biz bunu keşfetmenin şaşkınlığını yaşarken hemen yanımızda orta yaşlı bir hanım, “Ne gördünüz? Ne görmem gerekiyor bana da söyleyin” diyordu ısrarla. Eh durumu ona da anlattık.



O kadar pürüzsüz bir yüzeyi var ki...Ama dokunmak yasak!
   Arkadaşımı da bu heykel cezbetti. Bakanı içine çekiyor.

Hiç yorum yok: