17 Eylül 2013 Salı

Bir çırpıda okuduğum kitaplar



Rüzgar gibi geçti... Yaz mevsimi... Bütün bir kış iple çektiğimiz, geldiğinde de ellerimizin arasında hızla kayan kum taneleri gibi... Olsun sonbahar ve kış günlerinin de ayrı güzellikleri var.
Mevsim ne olursa olsun kitaplar hep yanımızdadır. Geçen ay bir hız başladığım kitaplarımı tamamladım, şimdi de sizinle paylaşmak isterim.

Kişisel gelişim kitaplarına bu kadar merak salacağım aklıma gelmezdi. Ama yaşadıkça bazı durumlara yanıt bulmak zaman zaman zorlaşıyor. Sanırım ben de böyle bir dönemdeyim. Neden öyle oldu? Neden bunu yaşadım? diyerek bu kitaplara daldım. Aslında bilmediğimiz şeyler yazılmıyor bu kitaplarda. Hatta bazen bir arkadaşınıza akıl verirken siz de bu tarz fikirler verebiliyorsunuz. Ama iş kişinin kendisine gelince işte orada kal geliyor. 

Özellikle Amerika'da bu tarz kitap ve gruplar çoğunlukta. İnsanlar, hemen hemen her sorununa yönelik bir grupla bir araya gelerek sıkıntılarını, içlerindeki kaosları veya kötü alışkanlıklarını paylaşarak kendilerini iyileştiriyor.

Bu tarz kitapların ilk örneklerinden olan ve James Allen'ın kaleme aldığı DüşünceninGücü’nü elimde bir kurşun kalem eşliğinde ‘işte bu’ dediğim satırların altını çizerek tamamladım. Kitabı okurken kendimdeki şu yanlışı fark ettim; yaşadığım olumsuz deneyimlerin suçunu ben hep karşımdakine/lere yüklüyordum. Oysa kitaptaki şu satırlar doğruydu; "Mutluluğunuzu çalanın başkalarının bencilliği olduğuna inandığınız sürece kendi yarattığınız ıstırap ve sıkıntıyı çekmeye mahkumsunuz." Evet çünkü o sevimsiz deneyimi yaşamayı her seferinde ben kabul ettmiştim. Kitapta bu konuyla ilgili diğer cümleler ise şöyle; "Kendine acımaktan daha aşağılayıcı, küçültücü ve ruhsal çöküntü yaratan başka bir eylem yoktur. Bundan kurtulun. Böyle bir yara kalbinize yerleştiği sürece daha iyi bir hayata kavuşmayı bekleyemezsiniz."

Kişisel gelişim kitaplarının baş yazarlarından Louise Hey'in daha önce Düşünceyle Terapi'sini okumuştum şimdi de Pozitif Gücün Büyüsü'nü bitirdim. Tafisye ederim.

Sevmenin Zamanı... Yoktur diyeceksiniz sevmenin zamanı bence de, zamansız kapınızı çalabilir... Liz Behmoaras’ın kaleme aldığı bu kitabı, bir nefeste okuyacaksınız. Biraz bahsetmek isterim; 1940’lı yılların İstanbul’u. Moda, Beyazıt ve Pera’da geçen bir hikaye. Gözümde canlandırarak adeta bir film izliyormuş gibi okudum. Yahudi bir ailenin kızı olan Frida ile İsmail’in hikayesi. İkisi de tıp fakültesi öğrencisi. Dönemin zor şartlarına ayak uydurarak eğitimlerini sürdürürken birbirlerine olan aşklarını da her şeye rağmen devam ettiriyor.
Okurken gözyaşlarıma hakim olamadım. Bazen kendimce isyan ettim bazen de onların zorluklar karşısında birbirlerine olan o büyük ve gerçek sevgiye saygı duydum. Ne diyebilirim bu bir roman olsa da aslında gerçeğin ta kendisi.
Zevkli okumalar...

2 yorum:

diver dedi ki...

Blogunuzu merakla takip ediyorum,her şey çok güzel.
N.ÇİL

Dalida Özatay dedi ki...

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM, YORUMLARINIZI BEKLİYORUM :)