26 Mayıs 2014 Pazartesi

Piri Reis’in dümen suyunda bir başka serüven

Gülşah Çeliker’i ilk olarak Sabiha Gökçen’in belgeseli ile tanımıştım. Yıllar önceydi... Bu belgeselin yayınlanmasının ardından Yönetmen ve Yapımcı Çeliker, Donanma Komutanlığı’nın 2004 yılında düzenlediği Uluslararası Piri Reis sempozyumu ile yeni bir çalışmaya yelken açmıştı. Bu kez defterinin ilk sayfasında gerçekten yelkenleri olan, rüzgarı ve dümen suyu kuvvetli bir isim vardı. Ben de yıllar içinde dostluğumu sürdürdüğüm Çeliker’le zaman zaman bir araya gelerek maceralarını dinledim. Ve her fırsatta tutkusunu takdir ettiğimi belirttim. Bu kadar takdire şayan ne vardı? Okudukça siz de hemfikir olacaksınız... Söz konusu sempozyumdan bir yıl sonra, Amerikalı Prof. Svat Soucek’in danışmanlığında projenin ilk taslağı oluşmuştu. Sayısız sempozyum ve konferansa katılan Gülşah Çeliker, ilk birkaç yıl içinde bu konuda adından söz ettirmeye başladı.

 Ve İtalya

 Projenin başladığı ilk yılların meşakatli geçtiğini, destek bulmakta zorlandığını ve pek çok kapının yüzüne kapandığını söylemek isterim. Ama onun ‘vazgeçenler kaybedenlerdir’ felsefesiyle devam ettiğini de hatırlatırım. Tıpkı hayatını incelediği Piri Reis gibi kendisi de fırtına ve dalgalara dayanıp güçlü bir şekilde yol alması gerektiğine inanarak araştırmalarına devam etti. İşte tam da bu düsturla yol alırken 2008'in ortalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek geldi. Böylece Çeliker, bu sayede ilk Akdeniz seyahatini gerçekleştirdi ve İtalya’ya gitti. Roma, Cenova, Venedik ve Vatikan arşivlerinde çalışmalarını sürdürürken belgeselin de ana hatları şekillenmeye başladı. O günlerde, daha sonraki yıllarını Roma’da geçireceğinden habersizdi çünkü kısa bir süre sonra Çeliker, Roma’da yaşamaya ve çalışmalarını da İtalya’ya taşımaya karar verecekti. Bu gelişmeyle ilgili, “Dilini ve istemini bilmediğim, daha önce hiç bulunmadığım ve sadece Piri Reis'in izini sürerken projenin araştırmasında zenginleşen ve önem kazanan bir ilke için son derece radikal bir karardı” diyor. Ancak bu karar, kurulan kontaklar, destekler ve yönlendirmelerle belgeselin Akdenizli boyutu için son derece önemliydi. Şubat 2010’da daha uzun kalmak ve prodüksiyonu da oradan yürütebilmek için İtalya'ya giden Gülşah Çeliker, çalışmalarına Venedik’ten başladı ve sonra da Roma’ya geçti. Deniz arşivlerinde araştırmalar ve uzmanlarla görüşmeler birbirini kovalarken bir yandan da kendisine Roma’da bir yaşam kurmaya başladı. O günlerde edindiği arkadaşlıklar bugün çok güzel dostluklara dönüştü. Çalışmalarını anlatırken onun bu mücadelesini arkadaşları şöyle bir İtalyan sözüyle özetlemişler; Chi va piano, va lontano e sano - Yavaş giden, uzun ve sağlıklı yol alır. Çeliker, yıllar içinde gelişen akademik bağlantılar ve edinilen bilgi birikimi sonucunda geçtiğimiz nisanda Roma'nın ünlü deniz kitabevi Libreria il Mare'nin İtalyan Navy Link ile Gaeta'da düzenlediği Piri Reis Sempozyumunun yapılmasına da katkıda bulundu. Böylece şimdeye kadar elde ettiği verileri ve belgeselini anlatma fırsatı yakaladı. Sempozyumun detaylarını anlatırken heyecanını sesindeki titremesinde hissediyordum; “Benim çalışmam, diğer katılımcıların aksine daha renkli ve yaşayan bir çalışma olduğu için çok ilgi çekti. Hatta sonunda, Sei un pozzo di scienza -sen bir bilim kuyusu olmuşsun- dediler. Davetliler arasındaki Amerikalı hocam ve Türk Deniz Kuvvetleri’nden tarihçi Albay'ın da tebriklerini almak, Piri Reis'in Colombo Turco (Türk Kolomb) olarak nitelendiği topraklarda onu hakkıyla anlatabilmek benim için özel bir tecrübe oldu.” Hatta bu sempozyum sonrasında yelkenli gemi Signora Del Vento'da (Rüzgar'ın Kızı) yapılan özel bir toplantıya da davet edildi. Şu sıralar ise İtalya, İspanya ve Portekiz gibi Akdeniz ülkelerindeki röportaj ve araştırmalar devam ederken bir yandan da 30 Nisan’da Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapılacak Piri Reis ve Colomb Konferansının düzenlenmesine de vesile oluyor.
Uzun metraj film

Yıllardır süre gelen araştırmalar ve elde edilen bilgi ve birikimleri şimdi artık tek bir belgeselde kullanmak yerine kurgu senaryosunu kendi yazdığı uzun metraj bir filme dönüştürecek. Böylece Piri Reis Dünya Haritacısı Belgesli daha geniş kitlelere ulaşacak. Belgeselin tamamlanması için sponsorluk arayışları da bir yandan devam ederken Çeliker, “Bu proje, fikrin doğuşundan gelişimine, araştırmasından prodüksiyonuna kendisi için tam anlamıyla maceralı bir seyahat oldu. Öyle ki, bu belgeselin sonunda, seyahatlerimden biriken anılarımı anlatacağım bir anı/seyahat kitabı yazmam da kaçınılmaz olacak. Hatta biriken anılarım ve not aldığım hikayelerden bir film senaryosu da yazdım ve uluslararsı çapta görüşmelerim devam ediyor” diyor.

En başta da söylediğim gibi bu bir serüven ve hala devam ediyor...

Hiç yorum yok: