6 Temmuz 2015 Pazartesi

Sükunet ve huzur şehri Kyoto

Aslında önümüzdeki yıl çıkılması düşünülen bir seyahatti. Ama bir gecede karar verdik ve bu özel okyanus ülkesine doğru yola çıktık. Neresi mi? Japonya!

Şehirler vardır gitmek istenen, şehirler vardır her yıl gidilen... Açıkçası Japonya, benim için her iki seçenekte de yer almıyordu... Ta ki, bu ada ülkesine hayran bir adamla tanışana kadar. Tanıştığımız andan itibaren Japonya’ya yaptığı seyahatleri, izlenimlerini ve gözlemlerini dinlerken bir yandan da yüzlerce kare fotoğraf ve onlarca video izlemiştim. Dinlediklerim ve gördüğüm fotoğraflar bende büyük bir merak uyandırmaya başlamıştı. Derken gelecek yıl için seyahatimizi planlarken hayatın da bize getirdikleri ile ‘Neden şimdi değil?’ diyerek en kısa sürede gitmeye karar verdik.
Dünyada gidilecek, görülecek o kadar çok yer var ki, Japonya da gidilmesi gereken yerlerden sadece bir tanesi. Japonya’ya ilk seyahatiniz ise şimdiye kadar gördüklerinizi bir tarafa koymalısınız zira bu ada ülkesi bambaşka... Yüzlerce adadan oluşan Japonya, son yılların en ilgi çeken seyahat rotaları arasında. Japonya’ya ilk kez gidenlerin sayısı her geçen gün artarken ülkeye, doğasına ve kültürüne hayran olup her yıl ziyaret edenler de bir o kadar çoğunlukta. 

Seyahat rotamıza iki şehri yerleştirdik; Kyoto ve Osaka.

Kyoto Tower
İstanbul’dan kalkan uçağımız, 11 saatlik uçuşun sonunda Osaka Kansai Havalimanı’na iniş için alçalmaya başlamıştı. Büyük bir merak ve heyecanla altımızda uzanan şehri izliyordum. Bir yandan da havalimanını görme çabasındaydım. Çünkü Kansai Havalimanı, sonradan doldurulan yapay bir ada. Yapımı 1990’lı yılların başında tamamlanan 4 km uzunluğundaki havalimanı ada, ana karaya bir köprü ile bağlı. Japonya, dağlık ve sık ormanlık alanlarla örtülü olduğundan böyle bir çözüm bulunmuş. Bizdeki gibi ağaçlar kesilip, dağlar tepeler törpülenip doğa yok edilmiyor. –yazım boyunca kendi şehrim ve ülkemle karşılaştırmalar yapacağım, ne yazık ki...

Sonunda Osaka’ya ayak basıyoruz. Pasaport ve bavul işlemlerini tamamlayıp bir hafta boyunca kullanacağımız tren kartımızı alıp Kyoto’ya doğru yola çıkıyoruz. Artık hava tamamen karardı. Burada gün erken aydınlanıyor ve erken kararıyor. Yaklaşık 50 dakikalık tren yolculuğumuzdan sonra Kyoto’ya varıyoruz.

Kyoto, yüzyıllar boyu Japonya’ya başkentlik etmiş bir şehir. Önceki isim ise sükunet ve huzur anlamına gelen Heien – kyo... Gerçekten de sakinliği insana huzur veriyor. İstasyondan çıkıp 10 dakikalık mesafedeki Almont Otel’e varıyoruz. Güleryüzlü ve saygıyla eğilen otel çalışanları karşısında ne yapacağımı şaşırıyorum. Bu durum, bir hafta boyunca mağaza, otobüs, kafe, restoran, asansör ve sokakta beni çok duygulandırırken insana saygının aslında gerçek sevgiden ve değer vermekten geldiğini düşündürüyor...

Hiç yorum yok: