16 Temmuz 2015 Perşembe

Bambu ormanı ve harika doğası ile Arashiyama

Fırtına dağı anlamına gelen Arashiyama, seyahatimizin en güzel noktalarından biri. Sabah erkenden Kyoto’nun batısında yer alan Arashiyama’ya geliyoruz. Amacımız kalabalık olmadan çevreyi gezmek ama önce kahvaltı yapıyoruz. Markette aldığımız sandviç ve kahvelerimizle oturacak bir yer ararken bizi yolun sonunda bütün ihtişamıyla akan Katsura Nehri karşılıyor. Nehrin kenarında ağaçların gölgesi altında bir bankta oturuyoruz. Lüks kavramını burada bir kez daha sorgulamak mümkün. Bence dünyada böyle bir doğanın kucağında oturmak ve sabahın o dinginliğinde nehrin akışını dinlemek ve izlemek en büyük lüks...  

Nehrin karşı kıyısından tepelere uzanan ormanın sıklığı ve yaprakların puf puf duruşu, çocukluk yıllarımdaki TRT’de resim yapmayı öğreten ressam Bob Norman Ross’u hatırlatıyor. Basit birkaç fırça darbesi ile yoğun bir orman görüntüsünü tuvale yansıtırdı, ben ise şimdi gerçeğini görüyorum. Adeta beni içine çekiyor.


Nehrin kıyısından yürüyerek köprüden geçiyoruz. Biraz sonra bambu ormanlarına adım atacağız. İşte fotoğrafını gördüğüm bende fazlasıyla merak uyandıran yerlerden biri de burası... Gökyüzünün sonsuzluğuna uzanan bambu ağaçlarının arasında biz küçücüğüz. Sabahın erken saatleri olduğundan ortam oldukça sessiz ve kuş cıvıltıları ile rüzgarın sesini duyuyoruz. Hava sıcak ve güneş kendini gösteriyor ama biz, bambu ağaçlarının altında tatlı bir serinlik içinde yol alıyoruz. Ormanın içinden yukarı doğru yürürken sabah yürüyüşüne çıkanlarla karşılaşıyor ve “Ohayo gozaimasu – günaydın” diyoruz. Zaman zaman yürüyüş yolunun verdiği kıvrımı görmek için arkamıza dönerek fotoğraf çekmeye devam ediyoruz.









Hiç yorum yok: