15 Ağustos 2015 Cumartesi

Konserve balığın Gelibolu'daki adresleri

Balık konserveciliğinin merkezi Gelibolu'da bugün iki tarihi dükkan bulunuyor; biri 87 yıllık Alaeddin, diğeri ise 54 yıllık Yakşi. İkisi de mütevazı dükkanlarında satış yapmaya devam ediyor. Müdavim müşterileri olsa da onlar değişen dünyada ayakta durmaya çalışan köklü iki marka...

Gelibolu'nun hemen girişindeki Yakşi'nin tabelasında kuruluş tarihi olarak "1960" yazıyor. Markanın kurucusu 92 yaşındaki Ali Yakşi, müşterilerini karşılamaya devam ediyor. 2007 yılında kendisiyle yaptığım röportajı anımsıyorum. Bana "Çocuğum" diye hitap ederek söze başlamış ve hikayesini şu cümlelerle anlatmıştı; "Babam kayıkçıydı, ben oldum konservacı. Balığın dışında ilk yıllarda sebze konservesi de yapardık. Eskiden sera olmadığı için insanlar konserve sebze alıyordu. Seralar yapılınca konserveye ihtiyaç kalmadı. Şimdi sadece fasulye ve barbunya pilaki konservemiz var." 

Ali Yakşi aslen Gelibolulu. Ancak o da İstanbul'un sihrine kapılanlardan. 1940'ta geldiği İstanbul'da on yıl kalmış. Bu süre zarfında da Galatalı bir eş bularak Gelibolu'ya geri dönmüş. "Zaman içinde makineleri alıp bir kıyıya bağladım. Kimseden beş kuruş fayda görmedim ve bu hale getirdim" diyor. Satışların eskiye nazaran düşük olduğunu anlatıyor. "Enflasyon düştü deniyor ama tam tersi insanlar harcamalarını kıstı. Artık mecbur olmadığı şeyi yemiyor. Düne nazaran bugün Türk milleti konserveyi de az tercih ediyor" diyor.


Yakşi'de balık çeşitlerinin yanısıra balık yumurtası, havyar ve karides sote de var. Yakşi'nin en eski markası ise meşhur Güzel Kız ve Yakşi Kız.




Üçüncü kuşak 
Gelibolu'nun ikinci konserve markası, kuruluş tarihi 1928 olan Alaeddin. Bugün işin başında ailenin üçüncü kuşak temsilcisi Sahir Kemerli var. Kemerli, babasından devraldığı mesleği kardeşleriyle sürdürüyor. Aslında makine mühendisi olan Kemerli, üniversiteye bitirdikten sonra İngiltere'de eğitimine devam etmiş. Sonra da baba işinin olduğu Gelibolu'ya geri dönmüş.

Konserve balıkçılıktan önce tuzlama balıkçılığı Gelibolu'da yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudiler yaparmış. Daha sonra Türk girişimciler devralmış. 1950'li yıllarda sebze ve meyve konserveciliği eklenmiş. 1960'ta eklenen salça tesisi, o yıllarda Türkiye'nin ikinci tesisiymiş ve üretime 1979'a kadar devam etmiş. Seracılık başladıktan sonra da sebze konserveciliği geri planda kalmış ve zamanla sadece sardalye çeşitleriyle yola devam edilmiş.  

Alaeddin'in duvarında konserveciliğin tarihi fotoğraflarla anlatılıyor. Bu belgelerin yanında Dede Alaeddin'in yıllar önce gittiği Avrupa'dan aldığı diplomalar var. Bunların en eskisi de 1937 tarihli...

Gelibolu'nun merkezindeki eski dükkan depremde zarar gördüğü için kapatılmış. Yandaki dükkana geçilmiş. Duvarları siyah-beyaz fotoğrafların yerleştirilmiş. Müze gibi... Ancak biraz daha bakım yapılarak bir düzene sokulursa daha şık bir görüntü elde edilebilir diye düşünüyorum.





Hiç yorum yok: