25 Temmuz 2015 Cumartesi

Altın tapınak Rokuonji’ye giderken




Kyoto otobüs durağından otobüse binerek Rokuonji Tapınakı’nın olduğu bölgeye doğru yol alıyoruz. Otobüs kalabalık, inenler binenler çok... Eh bu gayet normal... Ama dikkatimizi çeken başka bir durum var; orta yaşın üzerindeki otobüs şoförü, her durakta inene teşekkür ediyor! Alışık olmadığımız bu durum karşısında şaşırıyor ve yol boyunca şoförü ve yolcuları sükunetle izliyoruz. 


Rokuonji Tapınağı’nın olduğu bahçenin kapısından içeri giriyoruz. Hava sıcak, güneş arada bulutların arasından kendini gösteriyor. Giriş biletini alarak bahçede ilerliyoruz. Gölün kenarındaki altın tapınak Rokuonji, göz alıyor. Çevre çok kalabalık. Tapınakla selfie yapan turistler çoğunlukta...

Başlangıçta Rokuonji adıyla anılan tapınak, bugün kendisini çevreleyen kampüsün bütününe atıf yapacak şekilde, Kinkakuji olarak da biliniyor. Köşkün her katı farklı bir stilde oluşturulmuş. İlk kat, Heian dönemini yansıtırken ikinci kat samurayların ev düzeninde, üçüncü kat ise zen tapınağı stilinde dekore edilmiş. Tapınağın çatısında ise Çin’in efsane kuşu Ho-o yer alıyor. 1950 yılında yanan, yeniden yapımı 1955’te tamamlanan tapınak, 1994’te Unesco Dünya Mirası Listesine girmiş.  



22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ryoan-ji Temple ve 15. taş




Bir zen tapınağı olan Ryoan-ji, huzurlu ejderhanın tapınağı olarak da bilinir. 1450’de inşa edilen ve zen eğitimi veren tapınağı çevreleyen muazzam bir bahçe var. Nilüferlerle kaplı gölü izlemek için Kyoyochi Köprüsü’nden geçiyoruz. 


Bahçede biraz ilerledikten sonra ana binaya varıyoruz. Ayakkabılar çıkartılarak içeri giriliyor. İşte merak ettiğimiz, basit olduğu kadar dikkat çekici zen bahçesi karşımızda. Uzunluğu 25 metre olan dikdörtgen şeklindeki bahçe, çakıl taşları ve 15 tane de yosunla kaplı iri kaya parçasından oluşuyor. Ancak tepeden hariç hangi açıdan bakarsanız bakın görülebilen kaya sayısı 14, 15. kaya ise sadece aydınlanmış zihinler tarafından görülebiliyor. 








19 Temmuz 2015 Pazar

Kutsal geyiklerin diyarı Nara




 Kyoto’ya yarım saat uzaklıktaki Nara, tapınakları kadar geyikleri ile de ünlü. Nara’da ziyaretcileri kocaman boynuzlu, açık kahve renkli ve benekli onlarca geyik karşılıyor. İlk kez bir geyiği bu kadar yakından görüyorum. Yıllar önce, İstanbul-Belgrat ormanında geyiklerin yaşadığı bir bölüm vardı. Babam, bizi götürmüş ve ağaçların arasında bir tane görebilmiştim... Şimdi ise onlarca geyik Nara’nın sokaklarında özgür ve mutlu geziyor. Bizim geyikler ise kim bilir nereye gitti...

Dönelim Nara’ya. Wakakusa Dağı’nın eteklerinde kurulan Nara, Japonya’nın ilk başkentlerinden. Bugün, Unesco Dünya Mirası Listesindeki en önemli Budist tapınak ve mabedlerine evsahipliği yapıyor; Todai-ji, Toshodai-ji, Gango-ji, Kasuga Mabedi, Heijo Sarayı ve Kasugayama Primeval Ormanı.

Nara Parkı’nda Todai-ji Tapına’ğına geyikler eşliğinde yürüyoruz. Geyikleri beslemek için biskuvi satıcılarından bir paket alabilirsiniz. Ancak dikkatli olmakta fayda var. Çünkü onlarcası biranda çevrenizi sarıyor. Tarih boyunca kutsal hayvanlar olarak kabul edilan Sika geyiklerinin, tanrının habercisi olduğuna inanılıyor. Yerel halk kadar turistlerin de titizlik gösterdiği geyiklerin korunması için çok dikkat ediliyor. Öyle ki, trafik işaretlerinin başında geyik çıkabileceğini gösteren tabelalar bulunuyor. Burada geçiş üstünlüğü geyiklere ait.

Japonya’nın yedi büyük tapınaklarından biri olan Todai-ji (Büyük Doğu Tapınağı) 752 yılında İmparator Shomu döneminde tamamen tahtadan inşa edilmiş. Duamı edip, tütsümü yakıyorum. Tapınağın kapısından içeri girdiğimde adeta büyüleniyorum. Karşımda tüm heybeti ile kocaman bir Buda heykeli duruyor. 15 metre yüksekliğinde, dünyanın en büyük bronz Buda heykeli, lotus yapraklarının içine oturtulmuş.